2510 Sayılı İskân Yasası Nedir? / Sinan Şanlıer

SON DAKİKA

2510 Sayılı İskân Yasası Nedir? / Sinan Şanlıer

Bu haber 12 Mayıs 2020 - 22:08 'de eklendi ve 45644 kez görüntülendi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yürürlükte olan 2510 sayılı kanunun temelleri çok daha öncelerine, İtithat ve Terakki yıllarına dayanmaktadır. 1917 yılında Aşair ve Muhacirin Kanunu Layihası ismiyle gündeme getirilen kanunun, Çingeneleri ilgilendiren kısmı 3. maddede yer almış ve 1934 yılından çok daha ağır bir içerik taşımaktaydı.

 

Adı üzerinde olduğu gibi vatandaşların, yurt içinde yerleşik bir düzene/iskâna geçmesini ve bunun kurallarını belirleyen bir hukuki düzenlemedir. Roman/Çingene kültürü açısından özel bir önemi olan yasa, özellikle 4. maddesi açısından dikkate değer bir durum arzeder. Bu maddede Çingeneler kelimesi zikredilerek hangi hallerde göçebe Çingenelerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olamayacakları belirtilir:

Madde 4 –

           A: Türk kültürüne bağlı olmıyanlar,

           B: Anarşistler,

           C: Casuslar,

           Ç: Göçebe çingeneler

           D: Memleket dışına çıkarılmış olanlar, Türkiye’ye muhacir olarak alınmazlar. Bulaşık                hastalıklılar doğrudan doğruya Hükümet hastanelerine gönderilip orada parasız                 tedavi olunurlar.

Son yıllarda, yasanın bu maddesi üzerinde iki türlü tartışma yürütülmüştü: Taraflardan birisi Romanlar/Çingenelerin, casuslar, anarşistler, Türk kültürüne bağlı olmayanlar ile aynı cümle içerisinde anılmasını hakaret kabul etmişler ve bu yönde itiraz etmişlerdi. Tartışmanın diğer tarafı ise Türkiye’ye muhacir olarak kabul edilmeyerek vatandaş sayılmamalarını öne sürmüşlerdi. Bunun üzerinden de 1989 yılı itibariyle, Sovyetler birliğindeki değşime parelel gelişmeler üzerine, Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelmek isteyen ve sınırdan geri çevirilen Roman/Çingene topluluklar örnek verilmekteydi.

Yasada yer alan göçebe Çingeneler kavramıyla meclis tutanaklarında kastedilen, bütün Roman/Çingene topluluklar değil, Bulgaristan’da göçebe bir halde yaşam süren Roman/Çingene topluluklar idi. Yerleşik Roman/Çingen topluluklar için böyle bir yaklaşım yoktu. Hatırlamak gerekir ki, Balkanlardan, Rumeliden Anadolu topraklarına çok uzun yılları alan göçler olmuş, Bulgaristan da bu göçün kaynaklarından biriydi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yürürlükte olan 2510 sayılı kanunun temelleri çok daha öncelerine, İtithat ve Terakki yıllarına dayanmaktadır. 1917 yılında Aşair ve Muhacirin Kanunu Layihası ismiyle gündeme getirilen kanunun, Çingeneleri ilgilendiren kısmı 3. maddede yer almış ve 1934 yılından çok daha ağır bir içerik taşımaktaydı:

Madde 3

Atide tadad olunanlar muhacir olarak kabul edilmezler. Frengi ve cüzam gibi emraz-ı       sariyeye müptela olanlar; akrabaları; mecnunlar ve aile refakatinde olmayan ………..        kötürümler; ……… kumar ve dilenciliği veya bunlardan istifadeetmeyi münasip ittihaz       edenler; ve ceraim-i siyasiye ve askeriye müstesna olmaküzere cinayetle mahkum          olanlar; anarşistler; casuslar; Çingenelerle otuz ikinci madde mucibince  memleket haricine çıkarılmış olanlar …

Olumlu olumsuz bütün tartışmalar bir yana, 2510 sayılı yasanın 3. maddesi, tartışmaların bir tarafında olanların aksine, bir başka yorumla, göçebe Çingenelerin Türkiye Cumhuriyetine mülteci olarak gelebileceklerini ima etmekteydi:

            Madde 3 –

            …                                                                                                                         Kimlerin ve hangi memleketler halkının Türk kültürüne bağlı sayılacağı İcra Vekilleri  Heyeti kararile tesbit olunur. Türkiye’de yerleşmek maksadile olmayıp bir zarüret  ilcasile muvakkat oturmak üzere sığınanlara mülteci denir. 4 üncü maddede yazılı  sebebler bulunmıyan mülteciler Türkiye’de yerleşmek isterlerse ve bunu yazı ile bulundukları yerin en büyük idare amirine bildirirlerse haklarında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliğince muhacir muamelesi yapılır. Öbür mülteciler için Dahiliye Vekilliğince haklarında vatandaşlık kanunu ahkamı tatbik olunur. Muhacirlerin alınma yolları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliğince, mültecilerin ise Dahiliye Vekilliğince yapılacak talimatnamelerle tesbit olunur.

           

1934 yılında yürürlükte olan 2510 Sayılı İskân Kanunu, 19 Eylül 2006 tarihinde kabul edilen 5543 tarihli İskân Kanunu ile değiştirildi. Ancak yeni kanunda herhangi bir şekilde Çingene lafzı geçmemektedir…

copyright© Sinan Şanlıer, izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.